Click here to load reader

PERİOPERATİF KAN -

  • View
    1

  • Download
    0

Embed Size (px)

Text of PERİOPERATİF KAN -

tarih ve 10/13 sayl karar ile baslmtr.
© Bu kitabn tüm yayn haklar Ege Üniversitesi’ne aittir.
Kitabn tamam ya da hiçbir bölümü yazarnn önceden
yazl izni olmadan elektronik, optik, mekanik ya da dier
yollarla kaydedilemez, baslamaz, çoaltlamaz. Ancak
kaynak olarak gösterilebilir.
Yayn Yeri
Ariv, statistik ve Yayn Hizmetleri ube Müdürlüü
Bornova – zmir
https://kutuphane.ege.edu.tr-2000/ucretsiz_e-yayinlar.html
Bakan:
Yazma Adresi
e-posta: [email protected]
Doç. Dr. Yücel KARAMAN
Uzm. Dr. Özlem YAKUT ÖZDEMR
EÜTF Anesteziyoloji ve Reanimasyon AD
Uzm. Dr. Asuman SARGIN
Uzm. Dr. Zeynep ÇAIRAN
Uzm. Dr. Esin ÖZTÜRK
Uzm. Dr. Asl HEPKARI
Uzm. Dr. Cengiz AHUTOLU
ÖNSÖZ
canl bir doku olduu için kan ve kan ürünlerinin
transfüzyonu, doku veya organ transplantasyonu olarak
kabul edilir. Transfüzyonlarn yarar ve zararlar göz önünde
bulundurulduunda doru zamanda, doru hastaya en
uygun kan ürününün verilmesi hayati önem tamaktadr. Bu
kitap da cerrahi giriimlerde transfüzyon açsndan uygun
protokollerin sunulmas, gereksiz transfüzyondan
Operasyonlar srasnda bu görevi aktif olarak üstlenen
anestezi uzmanlar tarafndan yazlan bu eserin herkes için
yararl bir kaynak tekil etmesi en büyük temennimdir.
Kitabn hazrlanmasnda büyük emei geçen tüm yazarlara,
Ege Üniversitesi Tp Fakültesi Dekanlna, Yayn Alt Kurulu
Bakan ve Üyelerine, Yayn Bürosu çalanlarna
teekkürlerimi sunarm.
Uzm. Dr. Özlem YAKUT ÖZDEMR ........................... 29-50
Bölüm-4. Perioperatif Transfüzyon gereksinimini
Bölüm-5. Obstetrik Cerrahide Transfüzyon
Bölüm-6. Ortopedik Cerrahide Transfüzyon
Bölüm-7. Kardiyovasküler Cerrahide
Bölüm-8. Organ Nakillerinde Transfüzyon
Bölüm-9. Pediyatrik Cerrahide Transfüzyon
1
fark ettikleri eski çalardan beri mistik bir obje olarak
görülen ve çeitli ritüellerde kullanlan kan, 2000 yl akn
bir süredir hastalarn tbbi bakmlarnn temelini
oluturmutur. O dönemlerde kiilerin zihinsel ve fiziksel
özelliklerinin kanla tandna ve kann “vücudun yaam
kuvveti” olduuna inanlyor, kan içilmesiyle bu fiziksel ve
zihinsel özelliklerin aktarlabilecei düünülüyordu (1,2).
Mitolojide bilgelik tanrças Athenann, öldürülen Gorgon
liderinin kann “ölüleri diriltirken ona güç versin” diye tp
tanrs Asklepios'a verdiinden söz edilmektedir. Milattan
önce (MÖ) 7. yüzyla kadar, çeitli hastalklarn tedavisinde
kan içilmesini öneren ve reçetelerine bunu yazan doktorlarn
olduu rivayet edilmektedir. Milattan sonra (MS) 23-79 yllar
arasnda yaayan Romal yazar ve filozof Secundus,
seyircilerin ölmekte olan gladyatörlerin kann içmek için
arenaya kotuklarndan söz eder. Kan içerek gladyatörlerin
güç ve cesaret özelliklerinin kendilerine geçeceine
inanlmaktayd. Çeitli tbbi metinlerde ar, veba, ate,
epilepsi, melankoli, karacier hastalklar, inme gibi birçok
rahatszln tedavisinde kan içilmesi önerilmitir (1-4).
Eski dönemlerdeki bu uygulamalar, aslnda gerçek anlamda
bir transfüzyon olarak kabul edilemez. O dönemlerde “tbbi”
amaçlarla kan kullanm, genellikle “eski” veya “kötü” kann
alnarak baka bir eyle deitirilmesi ya da kan içilmesi
eklindedir. Yazar ve rahip olan Nasonun “Metamorphoses”
(Dönüümler) adl eserinde, Büyücü Medea'nn yal
kaynpederinin damarlarndan kan alp iksir ile deitirerek
2
ylnda, Fransa'da XI. Louis'in çocuklardan kan içerek
iyilemeyi umut ettiini bildirmektedir (6). lk transfüzyon
uygulamalarnda sklkla ad geçen kiilerden birisi de 1490-
1492 yllar arasnda “transfüzyon” yapld bildirilen Papa
VIII. Innocentdir. Literatürde kan nakli için üç gencin
hayatnn feda edildii ancak ölmekte olan Papann
durumunun deimedii ve muhtemelen hastalndan
dolay öldüü bildirilir. Bazlarnn “transfüzyon” olarak kabul
ettii bu uygulama aslnda tartmalara neden olmutur.
Papa'nn o günlerde sklkla uygulanan bir tedavi ekli olan
“kan içmi olabileceine” dolaysyla gerçek anlamda bir
transfüzyon yaplmadna inanan çok sayda kii vardr.
Hipokrat döneminden (MÖ<430) itibaren Avrupa'da 19.
yüzyla kadar, kan alma, kan içme, çeitli maddelerin
damarlara enjeksiyonu gibi uygulamalar, çeitli hastalklarn
tedavisinde yaygn olarak kullanlmtr (1-3,6,7).
Kan transfüzyonunun geliebilmesi için, kann yapsnn
anlalmas, dolam fizyolojisinin bilinmesi gerekiyordu ve
bu ancak 17. yüzyln ortalarna doru anlalabilmitir.
Transfüzyon ile ilgili denemeler balangçta hayvandan
hayvana, hayvandan insana ve en sonunda da insandan
insana transfüzyonu içeren yava admlar eklinde ilerledi.
Tedavi amacyla gerçek anlamda kan transfüzyonu, yaklak
100 yl önce yaygn hale gelmi, ikinci dünya sava
srasnda sklkla uygulanmaya balanmtr (1,2).
2. HAYVAN KANI LE LK NAKLLER
Transfüzyon tarihi aslnda tartmalarla dolu bir dönemdir.
Özellikle 17. yüzylda birçok bilim adam ayn tarihlerdeki
çalmalar nedeniyle ilk transfüzyon denemelerinin kendileri
tarafndan yapldn iddia etmilerdir. Gerçekte 1616'da
ngiliz Doktor William Harvey tarafndan kan dolamnn
kefi, günümüze kadar katlanarak gelen gelimelerin
balangç aamasyd (7). William Harvey (1578-1657),
3
ilgili bilgileri 1628'de “De Motu Cordis” adl kitapta yaynlad.
Aslnda Harvey'den önce de kan dolamna ilikin önemli
keiflerin olduu bilinmektedir. Arap Müslüman âlimi ve
hekimi bnal Nafis (1213-1288), kann pulmoner geçiini,
klcal ve koroner dolam doru ekilde tanmlam,
1242'deki kitabnda yaynlamtr. Ancak Haçl Seferleri ve
Mool istilalar döneminde yaamas, büyük ölçüde
keiflerinin Avrupa'da bilinmemesine neden olmutur (1,2).
Kan transfüzyonuyla ilgili yaplan denemelerin ilk yazl
belgeleri, 1661 ylnda Londra'da kurulan ve bilim
adamlarndan oluan Kraliyet Cemiyeti tarafndan
oluturulmutur. ngiliz Kraliyet Cemiyeti üyeleri deneylere
arap, bira, boya, afyon, süt gibi çeitli svlar hayvanlara
enjekte ederek balamtr. Bu denemeler sonucu, kann
vücuda enjekte edilebilecek en uygun sv olabilecei
düünülerek 1665-1668 yllar arasnda kan transfüzyonuyla
ilgili çalmalara baland. Öncelikle hayvandan-hayvana
ardndan hayvandan-insana transfüzyonlar denenmitir
hayvanlarda kan transfüzyonu yaplmasna ilikin ilk
giriimlerden söz etmektedir. Bu kaytlardaki 31 Mays 1665
tarihli bir raporda, bir köpekten dierine dorudan
transfüzyondan bahsedilmektedir (1,2). Oxford'da çalan bir
doktor olan Richard Lower'in 1666'da hayvandan hayvana
ilk baarl transfüzyonu yapt, 1667 ylnda da Cambridge
Üniversitesinde örenci olan Arthur Coga'ya koyun kann
transfer ettiinden söz edilmektedir. Ancak bu dönem
tartmalarn çok olduu, birçok bilim adamnn ilk
transfüzyon çalmalarnn kendileri tarafndan yapldn
iddia ettikleri bir dönemdir. Baz kaynaklarda 1663'te Kraliyet
Cemiyeti Üyesi olan Francis Potter'n, “Ovidin Medea”
4
hikâyesini okuduu ve pratikte kan transfüzyonunu düünen
ilk kii olduu da söylenir. Potterin, 1639 ylnda kaz tüyleri
(ine olarak) ve borular (tüp olarak) tasarlad, Aralk
1652'de iki tavuk arasndaki transfüzyonu denediinden söz
edilir. Fransa kral XIV. Louisin özel doktoru olan Profesör
Jean-Baptiste Denisin, 1667 ylnda Kraliyet Cemiyetinde
buza ve kuzularn kann insanlara aktardna dair
çalmalar olduu bilinmektedir. Uysal bir hayvandan alnan
kann, sorunlu ve dengesiz bir zihin yapsna sahip
insanlarda sakinletirici etki yaratabileceine inanlmaktayd
(1,2). Denis, 1667 ylnda hayvandan insana ilk kan naklini
gerçekletiren kii olarak tarihe geçmitir. Yüksek atei
düürebilmek için hacamat uygulam ve buna bal gelien
ar kan kaybn yerine koymak için kuzu kan vermitir.
Hastann salna kavutuundan söz edilmekle birlikte
sonraki denemelerde baar salanamam, hastalarn çou
ksa süre içinde ölmütür. Denis, ikinci transfüzyonu,
Antoine Mauroy adnda saldrgan bir deliye yaparak
psikolojik taknl sakinletirecebileceini düünmütür.
ksa süre sonra tekrar deliliin pençesine düüp çok
geçmeden ölmütür. Daha sonralar Mauroyun zehirlenme
nedeniyle öldüünün anlalmasna ramen bu denemeler
Fransada tartmalara yol açmtr. Deneyler önce
Fransada, daha sonra da dier ülkelerde yasaklanmtr
(1,10,11). Denis çalmalarna tpk Lower'n yapt gibi
köpeklere transfüzyon yaparak balamtr. Dennis ve
Lower arasnda ilk transfüzyonu kimin yapt konusunda
tartmalar yaanmtr. Richard Lower'in hayvanlara,
Denis'in ise bir insana hayvan kan veren ilk kii olduklar
düünülmektedir. Denisin insanlara uygulad nakillerin
baarsz olmas sonucu 1670 ylnda nakilleri yasaklayan
bir parlamento yasas çkarlmtr. 1675te Papa'nn nakilleri
durdurmak için tebli yaynladna dair rivayetler mevcuttur.
5
Yüz elli yl boyunca kan nakli üzerinde daha fazla çalma
yaplamam, kan nakli adeta unutulmutur (7).
3. NSAN KANI LE LK NAKLLER
Transfüzyon uygulamalarnda 1800'lerin bana kadar bir
durgunluk dönemi yaand. Bu döneme kadar anatomi,
fizyoloji, kan ve kanamann tehlikeli sonuçlarn anlamaya
yönelik çalmalar yapld (8,12). Londra'da kadn doum
uzman olan James Blundell, insandan insana kan nakli
yapan ilk kii olarak kaytlara geçmitir. Doum sonras
birçok kadnn kanamaya bal öldüünü görmesi, onu
köpek kanyla transfüzyon konusundaki aratrmalar
incelemeye tevik etmitir. Ancak insan kan verilen
köpeklerin her zaman öldüünü fark etmesi sonras “sadece
insan kannn kullanlmas gerektiine” karar vermitir. Eylül
1818de Londradaki bir hastanede rnga araclyla ald
kan bir hastasna aktarmtr. Ancak ölümün eiindeki
hastada bu deneme baarsz olmutur. Aralk 1818'de
“Medico-Chirurgical Society of London” da insandan insana
kan nakliyle ilgili ilk bilgileri yaynlad. Bu, modern
transfüzyon tbbnn balangcn temsil ediyordu. Ancak
Blundell 10 yl sonra veridii kanla bir insan yaatmay
baarm ve bu konuda öncülük etmitir (2,11). Blundell,
transfüzyon fikrinin “kadnlarn doum sonras kanamadan
öldüünü” gördüü anda olutuunu söylese de bu fikri
John Henry Leacock'dan aldn öne süren tarihçiler de
vardr. Çünkü yazlarnda kendisinden üç yl önce mezun
olan Leacock'a ksa referanslar bulunmaktayd. Hatta
Blundell'in transfüzyon için kulland oldukça basit bir
cihazn John Henry Leacock'un fikri olduu söylenir.
New York Tp Akademisi'nin 1874 ylnda gerçekleen bir
toplantsnda Benjamin Fordyce Barker, alt kan nakli
vakas sunmutur. Burada kan naklinde üç ana zorlukluktan
söz edilmektedir. Birincisi phtlamann nasl önlenecei,
ikincisi uygun donörlerin nasl seçilecei, üçüncüsü ise
6
maddeler hakknda deneyler yapan ilk kiiler, kostik soda
kullanan Prevost ve Dumas'd. Baarl olamasalar da bu
doru yönde atlm bir admd. ngiliz doum uzman olan
Dr. J. B. Hicks, 1839'da sodyum fosfatlarn kullanmn
bulmutur. Ancak bunun devamn getirememitir. 1915'te
birden fazla kii ayn anda sodyum sitratn etkisini
kefedinceye kadar, antikoagülan kullanmnda hiçbir
ilerleme kaydedilememitir. Louis Agote, 14 Kasm 1914'te
sodyum sitratn kullanld bir transfüzyon bildirmi ve Ocak
1915'te yaynlanmtr. Ancak 1915 ylnda Richard
Lewinsohn, antikoagülan olarak %0,2 sodyum sitrat
kullanlabileceini bildiren ilk kii olarak tarihe geçmitir (7).
4. KAN GRUPLARI VE KAN BANKACILII
Önceleri herhangi bir kan grubu bilgisi olmadan yaplan kan
transfüzyonlarnda önemli baarlar elde edilmesi dikkat
çekicidir. Türler arasnda görülen kan uyumsuzluu, bir tür
içinde ortaya çkan uyumsuzluklardan çok daha önce fark
edilmitir. 1875 ylnda “Die Transfusion des Blutes” adl
kitapta, hayvandan alnan kan hücrelerinin baka bir türden
serumla kartrlmasnn 2 dakika içinde lizise yol açt
rapor edilmitir. Viyana'da asistan olan Karl Landsteiner
(1868-1943) bu çalmann farkndayd. nsanlarda bireyler
arasnda belirgin farkllklar olup olmadn görmek için
deneyler yapt ve sonuçlarn 1901'de yaynlad (2).
Landsteiner tarafndan 1900'de yazlan bir makalede,
insanlarn kan açsndan üç türe ayrlabileceini belirten bir
dipnot yer alr ve baçlarn kan türüne göre seçilmesi
gerektiini söyler. Balangçta sadece A, B ve C olarak
adlandrd üç kan grubunu tanmlamtr. Landsteiner'n
çalmas hakknda bilgisi olmayan dier baz gruplar da bu
konuda aratrmalar yapmtr. Polonyada 1907'de Jansky,
sklklarna göre dört kan grubunu I, II, III ve IV olarak
adlandrmtr. Baltimore'da (ABD) ise Moss, 1910'da dört
kan grubunu IV, III, II ve I olarak ters srayla tanmlad. Moss
7
ciddi karklk potansiyeli barndrmaktayd. Bu karklk,
ABO terminolojisinin kabul edildii 1937de Paris'teki
“Uluslararas Kan Transfüzyonu Kongresi”nde çözülmütür.
1818de James Blundell'in, 1900de Karl Landsteiner'n
insan kannn izoaglutininleri üzerine olan çalmalar
sonucunda, günümüzdeki modern transfüzyon kavram
olumaya balam ve kan nakli çok daha güvenli hale
gelmitir (2,7,10,11). Almanya'da ulusal sosyalizmin sonraki
döneminde, Slav ve Yahudi rklar için B grubu
tanmlanrken, A grubu istihbarat ve sanayi gibi olumlu
özellikleri tayan kiilerle ilikilendirildi. Alman ordusu
sadece sertifikal “Aryan” baçlarndan kan kabul etmitir.
Amerikan Kzl Haç, kan rklara göre ayrm ve siyah
donörlerden gelen balar, albümin üretimi için kullanlan
plazmaya dâhil etmeyi reddetmitir. Amerikadaki baz
eyaletlerde 1960'l yllarn sonlarna kadar rklara göre
kanlarn ayrlmas devam etmitir.1950'lerin sonlarnda,
Louisiana'da rzas olmadan siyah donörden beyaz bir kiiye
transfüzyonu suç sayan bir yasa bile kabul edilmitir. Dier
kan grubu sistemleri tannmadan çeyrek yüzyl geçmitir.
Landsteiner'n ilk örencilerinden biri olan Philip Levine,
1939 ylnda kan grubu “O” olan iki kii arasnda transfüzyon
sonras hemoliz olgusu yaynlamtr. Bu Rhesus
antikorlarnn ilk raporuydu. Levine, tanmlad yeni sistem
için bir isim önermemitir. Ancak Landsteiner ve Wiener
tarafndan Rhesus maymunlarndan gelen kann tavanlara
verilmesi eklinde yaplan deneysel çalmalar sonucu isim
türetilmitir. Bu hayvanlardan elde edilen antikorlarn, test
edilen insanlarn %85'inin “Rhesus pozitif” olarak
snflandrlan eritrositlerini aglütine ettii bulunmutur (2).
Dünyada ilk kan ba hizmeti, 1921'de ngiliz Kzl Haç
Camberwell Bölümü Sekreteri Percy Oliver tarafndan
Londra'da kurulmutur. Bir hemire olan Rahibe Linsteadn
kan vermesi ile balayan kan ba hizmeti zamanla birçok
kiinin katlmyla büyümütür. Hizmet tamamen ücretsiz
8
karlanmtr. 1912 ylnda Serge Yudin, Moskova'daki
Sklifosovsky Enstitüsü'nde uzun süreli souk depolarda
saklad kadavra insan kann kullanmtr. Bu enstitünün
depolama alannda gösterdii baar, 1937 ylnda
Chicago'daki Cook Hastanesi'nden Bernard Fantusu, kann
ielerde topland ve 10 güne kadar buzdolabnda
sakland “ilk kan bankasn” kurmaya tevik etmitir
(2,7,13). kinci Dünya Sava srasnda kan ihtiyacnda
yaanan art nedeniyle ABD ve ngilterede birçok kii kan
banda bulunmu ve ancak bunun sonrasnda kan
naklinin birtakm riskler içerdii anlalmtr (10).
Modern kan yönetimi, 1980'lerde Denton Cooley'in allojenik
kan transfüzyonunu kabul etmeyen Yehova ahidi
hastalarna, açk kalp cerrahisinin baarl bir ekilde
yaplabileceini göstermesi sonras farkl boyutlara
ulamtr. Cooleyin baars, kan koruyucu cerrahi
tekniklerin gelitirilmesini tevik etmi ve dünya çapnda
'kansz cerrahi' merkezlerinin oluturulmasn salamtr.
Cell Saver'n kardiyak olmayan prosedürlerde daha yaygn
kullanm, anemik hastalarn ameliyattan önce intravenöz
(V) demir ve eritropoetin ile tedavi edilmesi için yeterli
zaman tanyan protokoller gelitirilmitir. AIDS'in kan
transfüzyonuyla bulaabilecei gerçei ortaya çktktan
sonra kan bankaclar, viral antijen ve antikor için kan
donörlerinin taranmasna daha fazla odaklanmtr (13).
1991 ylnda transfüzyon uygulamalarn aratrmak ve
doktorlarn bu konuda eitimi için ilk “Transfüzyon Tbb
Akademik Ödülü (TMAA)” program balatld. 1993 ylnda
kurulan Ulusal Kansz Tp ve Cerrahi Dernei (NABMS) ise,
öncelikli olarak hemireleri hedeflemitir. 1998 ylnda
kurulan “National Association for Bloodless Medicine and
Surgery” (NATA) ise, Avrupa ve Asya'da büyük eitim
toplantlar düzenlemeye balad. 2000 ylnda “Society for
the Advancement of Bloodless Medicine and Surgery
9
Yönetimini Gelitirme Dernei (SABM)” olarak modern hasta
kan yönetimini amaçlayan ilk kurulu olarak kabul edilir (13).
Ülkemizde kan transfüzyonuyla ilgili ilk çalmalar Prof. Dr.
Burhanettin Toker tarafndan 1921 ylnda balatlm ve
1938 ylnda stanbul Cerrahpaa Tp Fakültesinde ilk
transfüzyon gerçekletirilmitir. Daha sonralar Kzlay
bünyesinde “Kan Yardm Tekilatnn Kurulmas”
kararlatrlarak 1957 ylnda Ankara ve stanbul da “Kzlay
Kan Merkezleri” açld. Günümüze kadar devam eden
gelimeler, artan sayda kan merkezleri ve kan bankacl
konusundaki deneyimleri ile 2007 ylnda “Türk Kzlay Orta
Anadolu Bölgesel Kan Merkezi” yürüttüü uluslararas
akreditasyon standartlarndan dolay, “Joint Commission
International Accreditation” tarafndan dünyada akredite
edilen ilk kan merkezi olmutur (14).
Kaynaklar
1. Learoyd P. The history of blood transfusion prior to the 20th
century-part 1. Transfus Med. 2012; 22: 308-14.
2. Giangrande PLF. The history of blood transfusion. Br J Haem
2000; 110; 758-67.
3. Farmer SL, Isbister J, Leahy MF. History of blood transfusion
and patient blood management (Chapter 1). In: Nicolas Jabbour
ed. Transfusion-Free Medicine and Surgery. 2 nd
edition, UK;
Wiley, 2014.
4. Kuriyama S. Interpreting the history of bloodletting. J Hist Med
Allied Sci. [Biography Historical Article]. 1995; 50: 11-46.
5. Tucker H. Blood work: a tale of medicine and murder in the
scientific revolution. 1 st ed. New York: W.W. Norton; 2011
6. Tannahill R. Flesh and Blood: A History of the Cannibal
Complex. London: Hamilton;1975.
7. Sturgis CC. The history of blood transfusion. Bull Med Libr
Assoc. 1942; 30: 105-12.
8. Starr DP. Blood: an epic history of medicine and commerce. 1 st
ed. New York: Alfred A. Knopf; 1998
10
9. Myhre BA. The first recorded blood transfusions: 1656 to 1668.
Transfusion. 1990; 30: 358-62.
10. https://wol.jw.org/tr/wol/d/r22/lp-tk/102000002 (08.04.20 20)
Transfusion Medicine. Philadelphia: Lippincott Williams &
Wilkins; 2006.
13. Spence RK, Erhard J. History of patient blood management.
Best Pract Res Clin Anaesthesiol. 2013; 27:11-5.
14. Türk Kzlay kurumsal sitesi. www.kizilay.org.tr (08.04.20 20)
11
Doç. Dr. Yücel KARAMAN
bir kolloiddir. Dokulara oksijen (O2), hormon, enzim ve enerji
moleküllerinin tanmasn, dokulardan karbondioksit (CO2)
ve atklarn uzaklatrlmasn, hemostaz ve immüniteyi
salar. Bununla birlikte kan transfüzyonu; içeriindeki
volüm, hücresel ve humoral yaplar nedeniyle enfeksiyon,
volüm yüklenmesi, alloimmünizasyon ve alerjik
reaksiyonlara neden olabilen maliyetli bir ilemdir. Bu
nedenle kan, bir organ olarak kabul edilmeli ve kan
transfüzyonu da bir organ transplantasyonu olarak
deerlendirilmelidir.
1950li yllarda bu amaçla sitrat-fosfat-dekstroz (CPD) ve
sitrat-fosfat-double dekstroz (CP2D) solüsyonlar ile kan 2-
4°Cde 21 gün saklanabilmekteydi. Ülkemizde de 1978
ylndan itibaren koruyucu sv olarak en çok sitrat-fosfat-
dekstroz-adenin (CPDA-1) solüsyonu kullanlmaktadr. Bu
sv içerisinde kan 1-6°Cde 35 gün saklanabilmektedir.
Sitrat kalsiyumu balayarak phtlamay önler. Dekstroz ve
adenin gerekli enerji ve ATP sentezini salarken, fosfat oksi-
hemoglobin dissosiyasyon erisini saa kaydrarak dokulara
oksijen sunumunu arttran 2,3-difosfogliserat (2-3-DPG)
enzimini korumaktadr. Bunlarn dnda saklama süresini 42
güne kadar çkaran baka solüsyonlar da bulunmaktadr.
Ancak sürenin uzamas depolama maliyetlerini ve atk
miktarn arttrdndan tercih edilmemektedir (1).
Depolanm kann bekleme süresi arttkça ortaya çkan
deiiklikler (2):
• K + ve amonyum fosfat konsantrasyonu artar
• Hemoglobinin O affinitesi artar (2-3-DPG seviyesi düer)
• Labil faktörlerin (F5 ve F8) düzeyi azalr
• Mikroagregatlar oluur
ilem uygulanmadan saklanan 450 mL (±%10) kana tam
kan, alndktan sonra 24 saatten daha ksa süre beklemi
kana ise taze tam kan denir. Donör hematokritine bal
deimekle birlikte hematokriti (Htc) ortalama %35-45tir.
Erikinde 1 ünite tam kan hemoglobin (Hb) düzeyini 1 gr/dL,
Htc düzeyini %3 arttrr. Kullanlan antikoagülan ve koruyucu
solüsyonun özelliine göre deimekle birlikte 1-6°Cde 21-
42 güne kadar saklanabilmektedir. çeriindeki trombosit ile
faktör V ve VIII fonksiyonlar, 48 saat içinde azalmaya
balar. Günümüzde kan bileenlerinin temin edilemedii
durumlarda kan volümünü ve hemostaz salamak için
kullanlr (2,3).
• Total kan hacminin %25-30unu aan, akut, masif kan
kayplar (maksimum 24 saatlik kan)
• Kardiyovasküler cerrahi (maksimum 48 saatlik kan)
• Yenidoan exchange transfüzyonu (maksimum 7 günlük
kan)
salanmas
gerektiren kanamalar
• Plazma bileenleri, lökosit ve trombosit antijenlerine kar
intolerans (alloimmünizasyon)
• Volüm yüklenmesi
+ iyonlar ile oluabilecek
metabolik denge bozukluklar
• Alloimmünizasyon gelimesi
ihtiyaç dorultusunda tam kan ürünleri tercih edilmektedir. Bu
yöntemin birçok avantaj olmakla birlikte maliyetin artmas,
ekipman ve deneyimli-eitimli hastane personeli gerektirmesi
gibi dezavantajlar da bulunmaktadr.
• Yan etki insidans azalr
• Bir ünite tam kandan birkaç hastaya yetecek kadar ürün elde
edilebilir
• Tedavide baar oran artar
c. Ykanm eritrosit süspansiyonu
d. Inlanm eritrosit süspansiyonu
e. Dondurulmu eritrosit süspansiyonu
arasnda deiir. CPDA-1 solüsyonlarnda hematokrit
düzeyi-viskozitesi daha yüksektir. Buna bal olarak
infüzyonu yava olduundan izotonik ile dilüe edilebilir. Bir
ünite eritrosit süspansiyonu yaklak; 180-200 mL eritrosit,
100 mL koruyucu ve 30 mL plazma içerir. Tam kan içindeki
eritrosit saysn içerdiinden, tam kanda olduu gibi Rh
(Rhesus) uygunluu gerekir. Acil ve uygun kan grubu yoksa
O Rh (-) ERT kullanlabilir.
veya ACD solüsyonlar ile 1-6°Cde 21 gün, CPDA-1
solüsyonu ile 35 gün saklanabilir. ERT süspansiyonunun
bekleme süresi arttkça, travma, youn bakm, kardiyak
cerrahi ve neonatal hasta gruplarnda transfüzyona bal
mortalite oran artmaktadr. Eritrositlerin bekleme süresi
uzadkça artan hemolize bal olarak serbest kalan
hemoglobin, vasküler endotelde üretilen nitrik oksit (NO) ile
reaksiyona girerek methemoglobin ve nitrat oluumuna
neden olmaktadr. NOnun azalmas ise vasküler endoteliyal
hasara ve belli hasta gruplarnda mortalite orannn
artmasna yol açmaktadr (4).
tartma konusu olmakla birlikte 7 g/dL altndaki hemoglobin
deerlerinin miyokard infarktüsü ve dier iskemik olay riskini
arttrd kabul edilmektedir (5).
transfüzyonunun dier bir endikasyonu da eritrostaferez
15
eritrositleri ile deitirilmesidir. En sk orak hücreli anemide
inme riskini azaltmak için kullanlr. Bunun dnda
hematopoetik kök hücre nakli, stma gibi intraeritrositik
enfeksiyonlar ve kaltsal hemokromatoz gibi yüksek demir
içerii olan hastalklar da eritrostaferez ilem endikasyonlar
arasndadr (6).
• Hematinik ilaçlarla düzeltilemeyecek normovolemik kronik
kan kayplar
takipne, taikardi, senkop, serebral hipoksi ve anjina
pektoris semptomlar olan anemik hastalar
• Hipoplastik ve aplastik anemiler ile konjenital/edinsel
hemolitik anemiler
eritropoetine cevap vermeyen kronik böbrek yetmezlii
Eritrosit süspansiyonu kontrendikasyonlar:
• Semptomatik olmayan anemiler
riski nedeniyle 14 günden fazla beklemi eritrosit
süspansiyonlar
nsan lökositlerinde bulunan ve yabanc moleküller ile
mücadelede önemli rol oynayan HLA (human leucocyte
antigen) snf I ve II molekülleri verici ve alc lökositleri
arasnda bir uyumazlk yaanrsa, alcda iddetli immün
reaksiyonlarn gelimesine neden olabilmektedir. Bu
immünizasyon, çoklu organ yetmezliine bal mortalitesi
yüksek otoimmün ve inflamatuar bir süreci balatr. Lökosit
says azaltlan eritrosit süspansiyonu transfüzyonlarnda bu
immünizasyon riski azalmaktadr. Amerikan Kan Bankalar
16
olduu süspansiyonlardr. Baz kan bankalarnda filtrasyon
ile lökosit azaltma rutin olarak uygulanmaktadr. Bu ilem
sonras eritrosit says ortalama %15 azalmaktadr (7).
LFES transfüzyonu uygulanan kalp damar cerrahisi youn
bakm hastalarnda %5 olan çoklu organ yetmezlii ve
mortalite orannn lökosit azaltlmam eritrosit transfüzyonu
yaplan olgularda %10a kadar yükseldii ifade edilmektedir
(8). Kardiyak cerrahide 1-2 ünite LFES transfüzyonu
uygulanan hastalar ile hiç transfüzyon uygulanmayan
hastalar arasnda mortalite fark olmad belirtilmektedir (9).
Bir baka çalmada ise, cinsiyet elemesi yaplan ve
LFES transfüzyonu uygulanan kardiyak cerrahi hastalarnda
mortalite orannn daha düük olduu saptanmtr (10).
LFES kullanldnda azalan riskler:
Ebstein-Barr virüs kontaminasyonu
LFES transfüzyonu endikasyonlar:
• Kök hücre alclar
• ntrauterin transfüzyon ve yenidoan exchange
transfüzyonu
2.1.3. Ykanm eritrosit süspansiyonu: Serum fizyolojikle
tam kann ykanmas sonucu lökosit, trombosit ve plazmann
önemli bir ksmnn uzaklatrld süspansiyonlardr. Tam
kan içinde eritrositler dnda yer alan lökosit, trombosit ve
17
transfüzyon reaksiyonlarndan sorumludurlar. Eritrositlerin
plazmann %99u uzaklatrlr. Ancak bu ilem sonras
%15-25 eritrosit kayb da olur. Ykama ilemi sonras
enfeksiyon riskine kar süspansiyonun 24 saat içinde
kullanlmas gerekir. Balca kullanm endikasyonlar; alerjik-
anaflaktik reaksiyon hikâyesi olan hastalar, IgA eksiklii olan
hastalar ve yenidoan hasta gruplardr (11).
2.1.4.Inlanm eritrosit süspansiyonu: Donör T
lenfositlerine ait HLA snf I ve II antijenleri ile alc…

Search related