ILAHIYAT FAKÜLTESI ve - .Peter Strawson, Donald Davidson, Hilary Putnam, Karl-Otto Apel Bu hususta

  • View
    218

  • Download
    0

Embed Size (px)

Text of ILAHIYAT FAKÜLTESI ve - .Peter Strawson, Donald Davidson, Hilary Putnam, Karl-Otto Apel Bu hususta

  • ILAHIYAT FAKLTESI

    ' ve Di bi im ve Herment ik SEMPOZYUMU

  • '\

    YZNC YIL NiVERSiTESi

    LAHYAT FAKLTESi

    17-18 MAYIS 2001

    KUR' AN ve DL -Dilbilim ve Hermentik- SEMPOZYUMU

    Sahibi

    Yznc Yl niversitesi ilahiyat Fakltesi Dekan Vekili

    Prof. Dr. Bekir TiLEKLiOGLU

    Dzenleme Kurulu Bakan

    Do. Dr. Necati KARA

    (ilahiyat Fakltesi Temel islam Bilimleri Blm Bakan)

    Mizanpaj

    Dr. mer KARA

    Bask

    Bakanlar Matbaas 1 0.442 235 48 35 ERZURUM

    Q i

  • YZNC YIL NiVERSiTESi iLAHiYAT FAKLTESi . KUR' AN ve DL -Dilbilim ve Hermentik- SEMPOZYUMU

    ~/ ,{'

  • 444 1 Dr. Tahsin GRGN

    olarak ilgilenmemelerinden dolay, ilk hatra gelen ve dikkat ekecek kadar eksiklii hissedilen bir eyi iaret etmek demek olmaktadr. Din asndan bu kadar nemli olan bir konunun ihmal edilmesinin nemli nedenlerinden birisi, dil ile uraanlarn bilimsel olarak din ile irtibatlarnn olmamas; buna karlk din ile ilgilenenlerin, yapld haliyle din ile irtibatsz tutulan dil alan ile, kendilerini ilgilendiren fazla bir ey bulamamalar ve dolays ile dil alanna ilgisiz kalmalar gibi gzkmektedir. Bunda ayrca son zamanlarda ilahiyat alannda artarak dikkate alnan tercmelerin ait olduu kltrel arkaplan farknn ortaya kard skntlarn da olduka nemli saylabilecek bir katks vardr. Bu konuyu u veya bu vesile ile ele alanlar, konunun muktezasma uygun bir yaklama sahip olmadklar iin zaman zaman kullandklar tercme dilin slam kltr ile uyumaz unsurlar tamasnn bir neticesi olarak, baz esasl problemlerle karlamaktadrlar. zellikle Bat' da yap lan teoloj ik aratrmalar ve din dili ile ilgili ortaya kan tartmalar, vahiy anlay mahiyet olarak farkl olan bir hristiyan evrede gerekletii iin, kullanlan dil ve ortaya kan deliller ve neticeleri, slam kltr ile dorudan irtibatlandrlmas olduka zor olan bir ereve arzetmektedir. Kur'an benzeri lisani bir vahyi tanmayan hristiyan kltrnn bu zelliini dikkate almadan, mesela, Kur'an'n Tanr ile insan arasndaki 'diyalojik' b.ir ilikinin neticesi olduunu syleyebilmek, bu ynden isla:rrll olmaktan ok, epeyce 'protestan bir jargon' olarak gzkmektedir. ok ksaca ifade etmek gerekirse, Hristiyanlkta Tanr'nn insan haline gelerek ( enkarnasyon=hul1l) kendi kendisini ifa veya zuhur ettiinin kabulne2 mukabil Kur'an'n zati olmayp lisani olmas, Tanr'nn zatna deil Hihi teklift1 iradeye tekabl eden ilahi kelam'n insan dilinde insana ulamas anlamna gelmektedir. Bu ynden, Kur'an hakknda bu sempozyumda baz ilim adamlar tarafndan kullanlan Kur'an'n 'diyalojik' bir ilikiyi yanstan bir metin olduu veya Tanr insan arasnda 'diyalektik' bir iliki olduu gibi baz ifadelerin doru kullanldn sylemek mmkn deildir. nk diyalog sadece eitler arasnda. olur; bir general ile er arasnda diyalog olamayaca gibi, Allah ile insan arasnda bir diyalojik veya

    Hristiyan Bat tarihinin dini hayatnda dil, hibir zaman slam toplumundaki kadar nemli olamamtr; din ya kilise gibi bir messese ile zdeletirilmi veya ahsi tecrbeye irca edilmitir; her iki halde de dil, dini hayat ierisinde nemli bir unsur olarak kabul grmemitir. Bundan dolay dil d sembolizm her zaman dili ncelemi ve dile baskn kmtr; bu husus kendisini hemen btn alanlarda hissettirmekle gibi en ak ekilde sanat alannda gsterir. Almanca ve ngilizce'nin yannda Franszca gibi latin dillerinde vahiy karl olarak kullanlan terimler, bu anlama gelmektedir. Almanca'da Offenbarung, ngilizce ve Franszca'da ise Revelation terimleri, gizli olann aa kmas veya karlmas anlamnda gelmektedir ki, bu husus ok kabaca Tanr'nn bizzat sa olarak insanlar arasnda gzknesi ve insanlarla insan olarak grmesi, konumas ve onlarla 'diyalojik' ve 'diyalektik' bir iliki iine girmesinden bahsedilmesine gereke tekil edebilmektedir. Burada lisani hitab ile dile gelen 'teklifi irade'yi yaratma anlamna gelen 'tekvlnl irade'den ayrmak iin bu tasrihi yapmak gerekmektedir.

  • na-Haber Ayrm ... 1445

    diyalektik bir ilikiden bahsedilemez; dua da bu anlamda bir diyalojik iliki deildir.

    Bu teblide benim zerinde duracam konu, Kur'an'n -ierisinde ihbar! (constative) ifadeler bulunsa da- ,esas l.tibariyle ve bir btn olarak 'inil.i' (performatif) olduu ve bunun byle olmasnn, bugnk dilbilimi ve dil felsefesi ile klasik slam dncesinin meseleyi ele allar erevesinde bir tahlilinin yaplmas; bu tahlillerde ortaya kan konu ile ilgili baz temel kavrarnlara aklk getirmeye almak; bu sayede bir taraftan Kur'an'n anlalmas meselesine bir katkda bulunmak; bunlara ek olarak da hem Bat dilbilimi ve dil felsefesi hem de klasik slam dilbilimi ve dil felsefesi gelenekleri ile bir irtibat kurma ve bunlar arasnda baz mukayeseler yaparak, bu gn yaayanlarn bu iki nemli gelenekten istifadesini salama ynnde bir adm atmak olacaktr. Bu konuda -bildiim kadaryla- daha nce yaplm bir alma olmad iin, meseleyi snrl bir erevede tutmak ve bir husus zerinde derinlernek yerine, biraz geni bir ereveden meseleye yaklaarak, bu alanda yaplmas mmkn ve duruma gre gerekli olan baz yeni sorularn sorulmasna mesnedler oluturmaya almak gibi bir amac gzeteceim.

    I. Szeylem teorisi (Speech Acts), Bat Dncesinin XX. Yzyln ikinci yarsnda gelitirdii nemli teorilerden biri olarak bilinmektedir. Bu teori Bat'da 1950'li yllarda J. L. Austin tarafndan performatf ifadelerin (ina! ifadeler) 'kefi' ile birlikte dil felsefesi iinde ortaya km;4 daha sonra zellikle J. Searle tarafndan gelitirilerek,5 standart dncenin nemli bir unsuru haline getirilmitir. Austin tarafndan yaplan Performative-Constative (ina-haber) ayrm, daha sonra Charles Morris tarafndan yaplan Syntax-Semantics-Pragmatics ayrmn6 temellendirmek iin kullanlarak, dilbiliminde bu alann birbirinden tefrik edilerek, birbiri ile irtibat ierisinde btn bir dil alann tasvir ve tahlil etmek iin kullanlmaktadr. Bu yolla mezkur alan bugn dilbiliminin temel konusunu tekil etmektedirler. Ancak bu teorinin Bat dncesinde kaynaklar ve temel dayanaklar en fazla, XX. Yzyln ilk eyreinde yaam olan F. Brentano-

    4 John Langshaw Austin, How to Do Things With Words, Oxford 1982 (Second Edition, ilk basks 1962), s. 3-4 (Austin, 1955 ylnda Harvard niversitesi'nde William James Lectures olarak takdim ettii konferanslarn metnini tekil eden bu eserind~ bu kefni -hakl olarak- Bat felsefesinde bir devrim olarak nitelemektedir.). Ayrca bak: J. L. Austin, 'Perfornative-Constative', The Philosophy of Language, ed. By J. R. Searle, Oxford 1971, iinde s. 13-22 John Searle, Speech Acts, An Essay in the Philosophy of Language, Cambridge University Press: London and New York, 1969 Charles Morris, 'Foundations of the Theory of Signs', Foundations of the Unity of Science, vol I, University of Chicago Press, Chicago and London, 1971 (nc bask; bu yaz nce mstakil olarakl938 ylnda neredilmi, daha sonra yukardaki isim altnda bir ok yaz ile birlikte yeniden baslmtr). s. 77-137

  • 446 1 Dr. Tahsin GRGN

    E. Husserl (lntentionalitat kavram ile irtibatl olarak) ve Adolf Reinach'a (instutional facts kavramyla irtibatl olarak) kadar gtrlebilmektedir.7

    2. Szeylem teorisinin gelitirilmesi, dil felsefesi alannda ortaya kan tartmalar erevesinde, mantk pozitivizmin anlam teorisinin ortaya kard sakncalar ama gayretine bal olmutur. Bilindii gibi mantk pozitivistler, sadece dorulanabilen ifadeleri anlaml ve sadece anlaml ifadeleri bilimsel adan deerli kabul etmekte; dorulanamayan ifadeleri ya anlamsz veya sama, ama en iyi niyetli bir yorumla 'duygusal' (emotive) ifadeler olarak kabul etmekte ve bu ifadeleri herhangi bir ekilde sz konusu etmeyi, sahte problemlerle urama olarak kabul etmekteydiler. Bu tavrn nemli temsilcilerinden birisini de, Tractatus-Logico Philosophicus isimli eserindeki tavr ile, Ludwig Wittgenstein tekil etmekteydi. Ancak Wittgenstein zaman ierisinde bu yaklam eklinin savunulabilir bir tavr olmadn farkederek, ikinci dneminde zellikle Philosophische Untersuchungen isimli eserinde kaydedildii haliyle, bu tavr esasl bir tenkide tabi tutarak, anlaml olmann dorulanm olmakla dorudan alakah bir ey olmadn; anlamn esas itibariyle bir dil ierisinde ve dilin kurallar ierisinde, dilin de bir hayat tarz ierisinde mevcut olabilecei tezini ortaya koydu. Bu ayn zamanda 'dnya'nn sadece fiziki dnyadan ibaret -olmadn, aslnda her hayat tarznn ayn zamanda bir 'dnya' oluturduunu ve dilin de bu dnya iinde ve bu dnyaya bal olarak mmkn; bu dnya iinde anlaml olduunu, bundan dolay da anlaml olmann 'dorulanma' ile snrl olamayacan farketmek demek oluyordu. Her ne kadar Wittgenstein:dan nce Varova mantk ekolnden bir ok mantk, zellikle Kazimirz Ajdukiewicz, bu tezi ortaya koymusa da8, bu tezin mehur olmas, Wittgenstein'in Cambridge'de verdii dersler vastas ve yoluyla gereklemitir. Austin, Wittgenstein'n bu tezi ile de irtibatl olarak, dilin kullanm ile anlam arasnda nasl bir alaka olduu sorusunu o1aya koyarak, dilin kullanm ekillerini bir tasnife tabi tuttu. Bu tasnifin neticesinde, muhtelif kullanm ekillerini birbirinden ayrarak, btn bu ayrmlarda daha sonras olmayan bir temele doru giderek, nce performatf ifadeleri konstatif ifadelerden ayrd; ancak William James Lectures'de verdii konferanslarnn sonuna doru, mantk pozitivistlerin savunduklarnn tam aksi bir neticeye ulat: Aslnda konstatif ifadeler diye

    Barry Smith, 'Towards a history of speech act theory', Speech Acts, M eaning and Intentions, Critica/ Approaches to the Philosophy of John R. Searle, W alter de Gruyter: Berlin -New York 1990, s. 29-61 ve John F. Crosby, 'Speech act theory and phenomenology', a. g. e., s. 62-88 Ajdukievicz, bu grlerini muhtelifyazlarnda dile getirmitir. Bu konu iin bak: a. mlf., 'Sprache und Sinn', 'Das Weltbild und die Begriffsapparatur', 'Die wissenschaftliche Weltperspektive', 'Sinnregeln, Weltperspektive, Welt', [David Pearce & Jan Wolenski (Hrsg.), Logiseher Rationalismus, Philosophische Schriften der Lenberg-Warsclauer Schule, Frankfurt/Main: Athenaum 1988. iindel s. 147-206

  • na-Haber Ayrm ... /447

    ayr bir ifade kategorisinin bu