Click here to load reader

KUR'ANIN ALLAH KELAMI OLDUĞUNUN DELİLLERİ 1. BELÂGATİ

  • View
    0

  • Download
    0

Embed Size (px)

Text of KUR'ANIN ALLAH KELAMI OLDUĞUNUN DELİLLERİ 1. BELÂGATİ

KUR'ANIN ALLAH KELAMI OLDUUNUN DELLLER
Kur’ân’n hak kelamullah (Allah’n kelam) olduuna âit deliller çoktur. Biz teferruatna girmeden bu delillerden bir ksmn bahsedip sralayacaz.
1. BELÂGAT VE TAKLT EDLEMEMES
Belâgat: Sözün fasih, akc, etkili, güzel, pürüzsüz olmasyla birlikte, hitap edilen kimseye, içinde bulunulan duruma uygun düecek ekilde söylenmesidir.
Kur’ân, meydana çkt vakit bütün âleme meydan okudu. Ve insanlarda iki iddetli his uyandrd. Dostlarnda taklit, yani Kur’ân’n üslubuna benzemek ve onun gibi konumak hissi. Dümanlarnda ise, tenkit ve kar çkma, yani Kur’ân’n üslubuna kar çkmak ve onun mucizeliini krmak hissi. Bu zamana kadar yazlan milyonlar kitaplar meydandadr. nsanlarn fikirlerinin birbirine eklenmesiyle beraber hiç birisi Kur’ân’a yetiemiyor.
Çünkü o zamandan beri devaml meydan okuyarak Kur'ân’n benzerini getirmeye davet edip, kendini beenmi ve edebî konuan ediplerin ve söz sanatlarn bilen belilerin damarlarna dokundurup gururlarn kracak bir tarzda: “Ya bir tek sûrenin mislini getiriniz. Ya da dünyada ve âhirette felâket ve aalanmay kabul ediniz.” diye ilan ettii halde o asrn inatç belâgatçileri, bir tek sûrenin mislini yani benzerini getirememekle sava yolunu seçmeleri ispat eder ki, o yolda gitmek mümkün deildir. Çünkü en kolay yol bir sûrenin benzerini getirip ii bitirmekti. Fakat yapamadlar. Eer yaplsa idi, kâfir ve münâfklar bunu her tarafa yayacak ve tarihlere aaal bir ekilde geçireceklerdi. Asrlar geçtii halde hâlâ da yaplamad ve yaplamayacak da. Hâlbuki,Kur'ân meydan okuma devam ediyor!
Buna dâir iki misal. öyle ki, o zamanda yaplan iir yarmalarnda dereceye giren yedi iiri altn harflerle yazp Kâbe’nin duvarna asyorlard. Ortak isimleri ise Muallakât- Seb’a diyorlard. O iirlerden birisi de mehur Lebid’in iiri idi. Kur’ân geldikten sonra Lebid’in kz babasnn iirini indirmi. Ona sorduklarnda o demi: “Âyetlere kar bunun kymeti kalmad.”
Hem bedevî bir edip( ) (Öyle ise emrolunduun eyi çatlatrcasna anlat) âyeti okunurken iittii vakit secdeye kapanm. Ona demiler: “Sen Müslüman m oldun?” O demi: “Hayr, ben bu âyetin belâgatine secde ettim.”
Hem bu kitaplarn en güzelleri Kur’ân ile beraber okunduu zaman, kim dinlese, kesinlikle diyecek ki: “Kur’ân, bunlarn hiçbirine benzemiyor. Demek Kur’ân bu kitaplarn derecesinde deildir.” Öyle ise ya hepsinin altnda olacak ya da hepsinin üstünde olacak. Altnda olan k ise hiçbir fert, hiçbir kâfir, hiçbir ahmak hatta eytan dahi bunu diyemez. Öyle ise umum o yazlan kitaplarn üstündedir. Öyle ise mucizedir. Öyle ise kelamullahtr.
Hem belâgatin dâhi imamlarndan AbdülkahirCürcanî, Sekkakî ve Zemaherî gibi birçok âlimler ittifakla karar vermiler ki, Kur’ân’n belâgati insanlarn gücünün üzerindedir, yetiilmez.
2. GAYBDEN HABER VERMES
Her hangi bir insan, böyle bir kitap yazmaya çalsa, hem geçmiten hem gelecekten doru olarak bahsedemez. Belki, hurâfeler suretinde baz eylerden bahseder. Bizler için hem geçmi hem gelecek hem de bilmediimiz eyler gaybdr.
Kur’ân’n gelecekten verdii haberlerin doru çkmas, geçmi ümmetlerin hallerini görürcesine haber vermesi ve verdii haberlerin vâkamutâbk olmas ve sonradan yaplan aratrmalarla dorulanmas, gösteriyor ki, insan sözü deildir.
Mesela, Hazret-i Musa’ya (as) uyanlarn denizin yarlmas ile kurtulmas ve Firavun ile askerlerinin suda boulmasn anlatt yerde Firavun’un cesedini koruyacan ve sonra insanlara ibret olmas için ortaya çkaracan ifade eden “(Ey Firavun!) Bugün artk senin (boulan) cesedine necat (kurtulu) vereceiz (sâhile atacaz) ki arkandan gelenlere bir ibret olasn!” (Yunus, 92) sözü sonra gerçek olmutur. Kzldeniz’de 20. yüzylda secde hâlinde bir ceset bulunmutur. u anda ngiltere’de britishmuzeum da bulunmaktadr. Kur’ân’n gelecekten verdii haberler de doru çkm ve çkmaya devam ediyor.
Mesela, Mekke’nin ve Hayber’in fethini, Rumlarla ranllarn yapaca savata Rumlarn gâlip geleceini, Bedir savandan önce müriklerin malup olacaklarn, Peygamberimiz (asm) ile sahâbelerin korkmadan Mekke’yi ziyâret edip umre yapacaklarn önceden bildirmi ve daha sonra bunlar aynen çkmtr. slâm’n kuvvetlenerek bütün dinlere üstün geleceini, daha Mekke fetholmadan önce haber vermi ve bir asr geçmeden slâmiyet, batda Fransa içlerinden douda Hindistan’a kadar yaylarak bu haber gerçeklemitir. Daha bunun gibi pek çok gelecek haberleri Kur’ân’n haber verdii gibi çkmas onun hak olduuna önemli bir delildir.
3. GENÇL VE ESKMEMES
Hiçbir beer sözü veya kitab her yönden 1400 sene kendisine mürâcaat edilen bir kaynak olmaz. Çünkü insanlarn yazd kitaplar, kendileri gibi yalanp eskimeye mahkûmdur.
Fakat üzerinden 1400 sene geçtii halde her gruptan insanlar, çeitli sebeplerle her devirde, her asrda, her zamanda Kur’ân’ okuyup ona mürâcaat ediyorlar. Kur’ân, bütün zamanlardaki insanlarn ihtiyaçlarna cevap veriyor. Ortaya koyduu hükümler, meseleler eskimiyor, vakti geçmiyor. Her asrda bütün insanlarn ihtiyac olan hayatî mevzular ders veriyor.
Vakti geldikçe, o asrn ihtiyaçlar ortaya çktkça Kur’ân’n o ihtiyaçlara cevap olacak iâretleri de tad fark edilerek o devalar Kur’ân’dan alnabiliyor.
Âlimler, ilimlerini ondan alyorlar ve almaya devam ediyorlar. Müçtehitler içtihat hükümlerini ona bina ediyorlar ve hükümleri ondan çkarmaya devam ediyorlar. Vâizler vaazlarn ve nasihatlerini ondan yapyorlar ve yapmaya devam ediyorlar.
Duâ edecek kimseler duâsnKur’ân’dan öreniyorlar. Hastalar ifalar için ona mürâcaat edip okuyorlar veya okutuyorlar. Hatta bilim adamlar dahi baz bulular için Kur’ân’danistifâde ediyorlar. Bütün bunlar, Kur’ân’n gençliini ve tazeliini
gösterir. Bu da onun hak olduuna delil olur. Evet, zaman ihtiyarladkça Kur’ân gençleiyor.
4. KUR’ÂN’DAK LMLERN NSANÜSTÜ OLMASI
Kur’ân u kâinattan ve içindekilerden ve yaratln balangcndan öyle bahseder ki bütün âlemleri yaratmayan ve u kâinat binasnn ustas olup her an her eyi göremeyen birisi o ekilde bahsedemez. Hem Cenâb- Hak, kendi kitabnda kendi zâtn, sfatlarn ve isimlerini ve icrâatlarn öyle bir tarzda anlatyor ki, ancak, Allahu Teâlâ Hazretleri kendini öyle mükemmel surette anlatp ders verebilir. Âciz ve küçücük bir insann gayb perdesi arkasndaki âlemlerin Rabbini sönük akl feneriyle bu ekilde tanyp kefetmesi mümkün deildir.
Hem Kur’ân imann alt esasn ve bunlardan çkan pek çok imanî meseleleri öyle anlatmtr ki, tarih boyunca pek çok felsefe cereyanlar bazen o meselelerin en küçükleri içinde boulup çkamamlardr. Hem Kur'ân’da öyle bir eriat var ki, bir insann, üstelik ümmi olduu halde, miras, eya, ceza, aile, idare hukuku gibi hukukun bütün çeitlerini asrlarca insanl saâdet, adâlet ve hakkaniyetle yönetecek bir eriat tek bana yapmas mümkün deildir. Hâlbuki dier beerî hukuk sistemlerinin her birisi asrlar boyu süren çalmalarn neticesidir ve hiçbir insann tek bana yapt bir çalmann mahsulü deildir. Kur'ân’nnâzil olduu yirmi üç sene gibi çok ksa bir süre içerisinde bütün hukuk çeitlerini adâletle ortaya koymas onun bir insan sözü deil, Allah sözü olduunu açkça ispat eder.
Hem Kur'ân cennet ve cehennemden öyle bahseder ki, insan okuyunca gerçekten çok etkileniyor. Cennetle alâkal âyetleri okurken sanki yayor gibi lezzet alyor ve oraya olan evki artyor. Cehennemle ilgili âyetleri okurken de ciddi ekilde korkuyor ve endieleniyor. Bir insann hiç görmedii âhiret âlemlerini bu ekilde bilmesi ve anlatmas mümkün deildir.
Hem ancak fenlerin gelimesi ile ortaya çkan; denizlerde tatl ve tuzlu suyun birlememesi, ana rahminde ceninin üç karanlk içinde yaratlmas, göklerin devaml geniletilmesi ve dünya semasnn koruyucu bir tavan olmas gibi Kur’ân’n bin be yüz sene evvelden bahsettii öyle fennî konular var ki, o dönemdeki bir insann kendi bana onlar bilmesi imkânszdr. Demek Kur’ân Yüce Yaratcnn kelamdr.
te Kur’ân, bunlar gibi daha pek çok öyle yüksek ilim ve hakîkatlerden ve o kadar çok çeit meselelerden bahsediyor ki, bir insann onlar kendiliinden bilmesi ve bu ekilde ifade etmesi imkânszdr. Hem bu kadar farkl meseleler bulunmasna ramen içinde hiçbir çeliki bulunmamas gösteriyor ki Kur’ân insan kelam deil, Allah kelamdr.
5. GERÇEKLETRD BÜYÜK NKILAB
Kur’ân’nnâzil olmasndan önce bata Arab Yarmadas olmak üzere dünyada koyu bir cehâlet ve zulüm hüküm sürüyordu. Zayf insanlar, kuvvetlilerin zulmü altnda
azab çekiyor, kz çocuklarn diri diri topraa gömmek gibi son derece çirkin âdetler ve ahlâkszlklar alm ban gidiyordu.
Kur’ân’nnâzil olmasndan sonra bütün bu insanlk d çirkinlikler mucizâne bir ekilde sona erdi. Tebihte hata olmasn, sanki Kur’ân’n sihirli deneinin dokunduu toplumlarn üzerindeki karanlklar birden bire dalyor ve güne douyordu. Çok ksa zamanda, önce Arab toplumu bütün kötü âdetlerinden arnd. Câhiliyet devri asr- saâdete dönmütü.
Ardndan bir asr geçmeden Kur’ân’n nuru bütün Ortadou, Kuzey Afrika, Endülüs (spanya), Orta Asya gibi hâkim olduu çok geni topraklarda ve toplumlarda ayn büyük inklab gerçekletirdi. Üstelik bu deiim yalnz siyasî-sosyal hayatta deil, insanlarn akllar, kalb ve ruhlar dahi tamamen deiiyor, Hz. Ömer gibi kendi kzlarn acmaszca gömen o kat kalpli insanlar, karncay incitmeyecek derecede merhamet sâhibi oluyor ve esiz adâletleri ile dünyaya nam salyordu.
Bir toplumdan sigara gibi bir âdeti dahi tamamen kaldrmaktan günümüz yönetimleri âciz kald hâle Kur’ân’n pek çok büyük kötü ahlâklar kaldrp onlarn yerine en güzel ahlâklar, kan ve damarlarna ileyecek ekilde insanlarn ruhlarna naketmesi katiyen ispat eder ki Kur’ân insan sözü olamaz, ancak insanlarn Rabbi’nin sözüdür ki böyle büyük bir inklab gerçekletirmitir.
6. BATA HZ. MUHAMMED (ASM) OLARAK YETTRD NSANLAR
Kur’ân’n Allah kelam olduunun en büyük bir delili Hz. Muhammed (asm)’dr. Çünkü O zat (asm)’n hak peygamber olduunu gösteren bine ulaan mucizeleri ve bütün güzel huylarda insanlarn en üstünü olmas gibi o kadar salam ve sarslmaz delilleri vardr ki saymakla bitmez. Onun peygamberliini ispat eden bütün bu deliller, ayn zamanda elindeki kitabn da Allah kelam olduunun delilleridir.
Peygamberimizden sonra bata sahâbeler olmak üzere âlimler, evliyalar, asfiyalar ve sâlih insanlar Kur’ân’a uyarak bu vasflar almlardr. Sahâbelere peygamberlerden sonra en büyük makam kazandran Kur’ân’dr. Âlimler ilimlerini Kur’ân’dan almlar. Evliyalar Kur’ân’a uyarak Allah’n dostu olmular. Hatta fen âlimleri dahi baz bulularn Kur’ân’danistifâdeyle yapmlardr. Kur’ân, bütün insan tabakalarnn ihtiyaçlarn karlam, onlar için ilim, hikmet ve hakîkat kayna olmutur. Böylece yetitirdii insanlar cihetiyle de Kur’ân’n hak kelamullah olduu ortaya çkar.
7. USANDIRMAMASI
nsan, çok sevdii bir yemei her gün yese belli bir zaman sonra bkar. Onun için “Bal yiyen baldan usanr” denilmitir. Bunun gibi çok sevdii bir müzii devaml dinlese belli bir zaman sonra o müzikten usanr. Çok güzel ve sevdii bir kitab birkaç defa okur. Daha okumaz. Fakat Kur’ân böyle deildir. Kur’ân’ ne zaman açp okusak bkmyoruz. Bakalarndan dinliyoruz. Yine usandrmyor. Belki lezzeti artyor. Hatta radyolarda, televizyonlarda, câmilerde okunuyor ve insanlar bkmadan dinlemeye devam ediyor. Bu kadar zaman geçtii halde asrlardan beri tazeliini ve tatlln koruyor. Mesela, bir Müslüman sâdece namazlarnda, günde
40 defa FâtihaSûresi'ni okur. Bir ylda ayn sûreyi 14.600 defa, bir ömürde ise 1.000.000 küsur defa okur, ama bkmaz ve usanmaz. Her okuyuta, sanki yeni nâzil olmu ve ilk defa okuyormu gibi heyecanla okur.
Kur’ân’dan baka hiçbir kitapta bu özellik yoktur. Eer Kur’ân, beer sözü olsayd, insanlar ondan belli bir zaman sonra usanr ve bu kadar lezzet almazd. Bu da Kur’ân’n hak olduuna bir delildir.
8. ÇABUK EZBERLENMES
Öyle bir kitap düünelim ki, bizim lisanmzda olmayp baka bir dilde olsun. Hem kartrmaya sebep olabilecek, birbirine benzeyen çok ibâreleri olsun. Hem 600 sayfadan fazla olsun. Elbette böyle bir kitab ezberlemek çok zordur. Küçük çocuklarn ezberlemesi ise daha da zordur. Çünkü bazen kolay ezberlenecek bir sayfay ezberleyemiyoruz. Ezberlesek bile her kelimesine kadar salkl bir ezber olmuyor. Sonra hemen unutuyoruz. Fakat binlerce kiinin, husûsen çocuklarn bazen alt ayda, birbirine kartrmadan, kelime kelimeKur’ân’ ezberleyip hâfz olmas ve batan sona kadar ezberden okumas gerçekten çok dikkat çekicidir. Dünyada bu büyüklükte ve bu kadar çok ezberlenen baka bir kitap yoktur. te küçücük çocuklarn baka kitaplar deil; sâdece Kur’ân’ bu ekilde kolayca ezberlemesi, Kur’ân’n mucizeliine ve kelamullah olmasna ayr bir delildir.
9. HASTALARA FA OLMASI
u âyetlerdeKur’ân’n ifa olduuna iâret edilmitir. “Hem Kur’ân’dan öyle eyler indiriyoruz ki, O mü’minler için bir ifa ve bir rahmettir.” (srâ, 82), “Ey insanlar! Muhakkak ki, size Rabbinizden bir nasihat, gönüllerde olana bir ifa ve mü’minler için bir hidâyet ve bir rahmet (olan Kur’ân) gelmitir.” (Yunus, 57), “De ki O (Kur’ân) iman edenler için bir hidâyet ve ifadr.” (Fussilet, 44)
Peygamberimizin hem kendisine hem de baz rahatsz ve hasta olan kimselere Kur’ân’dan Âyete’l-Kürsî, Felak, Nâs, Fâtiha gibi baz sûre ve âyetleri ifa için okuduuna dâirrivâyetler vardr. Ayrca buna dâir pek çok kssa ve hâtralar anlatlr.
Bir hadiste, Hz. Aie (radyallahuanhâ) anlatyor: “Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam) yatana girdii zaman, ellerine üfleyip Kul hüvallahu Ehad’i ve Muavvizateyn’i (Felak ve Nâssûreleri) okur ellerini yüzüne ve vücuduna sürer ve bunu üç kere tekrar ederdi. Hastaland zaman ayn eyi kendisine yapmam emrederdi”. (Buharî, Fedâilu’l-Kur’ân, 14; Müslim, Selâm, 50)
Bedîüzzaman Hazretleri buna iâreten 28. Lem’a’da: “Demek o huruflarn (harflerin) okunmasyla ve yazlmasyla maddî ilaç gibi ifa ve baka maksatlar hâsl olabilir.” diyor.
Hatta bizler de bazen bunu tecrübe ediyoruz. Ve faydasn müâhede ediyoruz. Kur’ân, beden ve cisim için ifa olmasyla birlikte ayn zamanda ruhî ve mânevî ifadr ki, o da, kiinin salam bir iman üzere olup ruhî hastalklardan ve sapknlktan uzak, istikâmet ve hidâyet üzere olmasdr.
Ayrca, hasta olan veya ölüm döeinde olan birisinin yannda az bir ses dahi onlar rahatsz ettii halde; Kur’ân okunduu zaman onlara tatl gelmesi ve rahatlamalar da baka bir delildir. Hââ Kur’ân, insan sözü olsayd, hastalara böyle tatl ve ho gelmezdi. Onlara ifa olmazd. Ölüm döeindeki kiilere okunduu zaman büyük bir azap gibi olurdu. Demek Kur’ân, beer kelam deildir.
10. YAZISINDAK MUCZELER
Kur’ân’n lafzlar, mânâlar mucize olduu gibi yazsnda dahi mucizeleri vardr. Bunlardan birisi bütün sayfalarnn âyetle balayp âyetle bitmesidir. Hâlbuki âyetlerin uzunluklar farkl farkldr. Tek kelimelik, birkaç kelimelik âyetler olduu gibi, yarm sayfalk hatta bir sayfalk âyetlere kadar pek çok uzunluklar vardr. Buna ramen hiçbir sayfann sonunda bir âyet bölünerek dier sayfaya geçmez. Muhakkak sayfa ile beraber âyet de sona erer. Kur’ân’nâyet-berkenar denilen bu özellii onun bir mucizesidir.
Çünkü sayfa ölçüsü Kur’ân’dan alnd zaman bu hârikalk ortaya çkmtr. Kur’ân’n en ksa sûresi olan hlâs Sûresi’nin bir satrlk uzunluu satr genilii için, en uzun âyet olan ve bir sayfa tutan MüdayeneÂyetinin(sh. 47) boyu sayfa boyu için ölçü alndnda bütün sayfalar âyetle balayp âyetle bitmektedir. Günümüzde Mushaflar bu ölçü ile yazlmaktadr.
Yazsndaki dier bir hârikas ise Tevâfuk mucizesidir. Tevâfuk, birbirine denk gelme veya uygun olma mânâsndadr. Bedîüzzaman Hazretleri’nin emriyle talebelerinden Ahmet Hüsrev Altnbaak Efendi'nin yazd Kur’ân’da bu ortaya çkmtr.
Mesela, bata Allah ve Rab isimleri olmak üzere ayn kökten gelen kelimelerinin alt alta, kar karya veya sayfalar arasnda srt srta gelerek güzel ve mânidar ekilde diziler olutururlar. Tüm Kur’ân’da bulunan 2806 âdet Allah lafz ve 846 âdet Rab lafz ile ayn kökten gelen kelimeler bütün sayfalarda çok kesretli bir ekilde tevâfuk ediyorlar. Bu da bu iin tesâdüf olmadn gösteren ve Kur’ân’n hak olduuna baka bir delildir
Kur'ân- Kerim'in, Efendimiz veya baka biri tarafndan tertib edildii iddias birkaç gözü dönmü cahiliye insanyla, günümüzün, Kur'ân düman müsterikleri tarafndan sk sk ortaya atlan bir mevzudur ve bununla bilgisiz, görgüsüz kimselerin zihinlerinin bulandrlmas hedeflenmektedir. Kanaatimce, dünün mürikleri gibi, bugünün mürikleri de, bu mevzuda düünmeden garazl davranyor ve garazl konuuyorlar. Zira Kur'ân, kim tarafndan olursa olsun, insafla ele alnd zaman bir beere mal edilemeyecek kadar muallâ ve ilâhî olduu anlalacaktr. imdi bu ciddî mevzuun derinlemesine tahlilini dev adamlarn devâsâ kitaplarna havale edip sadece birkaç ana bal hatrlatacaz:
1 . Bir kere Kur'ân'n üslubuyla hadislerin üslubu birbirlerinden o kadar farkldr ki; Arablar, Efendimizin Kur' ân d beyanlarn, kendi muhavere ve konuma tarzlarna uygun buluyorlard ama, Kur'ân karsnda hayret ve hayranlktan kendilerini alamyorlard.
2. Hadisleri okurken, arkasnda düünen, konuan, Allah hayetiyle iki büklüm olan bir insan imaj sezilir. Oysa ki, Kur'ân'n sesinde yüksek bir celâdet, heybetli bir edâ ve cebbar bir ive hissedilir. Bir insan beyannda, birbirinden öyle çok farkl iki üslubu birden tasavvur etmek ne makuldür ne de mümkün.
3. Mektep-medrese görmemi ümmî bir insann -O ümmîye ruhlar feda olsun- eksiksiz, kusursuz; ferdî, ailevî, içtimâî, iktisâdî ve hukukî bir sistem getirip vaz' etmesi, hereyden evvel düünce ve akln bedâhetine terstir. Hele bu sistem, asrlar boyu, dost-düman bir sürü millet tarafndan tatbik edilecek kadar harika ve bugüne kadar tazeliini korumusa.
4. Kur'ân'da varlk, hayat ve bunlarla alâkal ibadet , hukuk ve iktisad gibi mevzular birbiriyle öyle dengeli ve yerli yerince ele alnmtr ki; bunlar görmemezlikten gelerek onu beer kelâm farzetmek, bir bakma onun mübelliini beer kabul etmemek demektir. Zira, yukardaki meselelerin bir teki bile, süreklilik ve zaman üstü olma gibi, hususiyetleriyle en büyük dâhilerin dahi altndan kalkamayaca ar meselelerdir. Böyle, yüzlerce meselesinden herbiri, birkaç dâhinin üstesinden gelemeyecei zengin muhteval bir kitab, mektep-medrese görmemi bir ümmîye isnad etmek mücerred bir iddiadr.
5. Kur'ân, geçmie-gelecee dair verdii haberler itibariyle de hârikadr ve katiyyen beer kelâm olamaz. Bugün, yeni yeni keiflerle ortaya çkarlan, geçmi kavimlerin yaay tarzlar, iyi veya kötü akbetleri kelimesi kelimesine asrlârca evvel Kur'ân- Kerim'in haber verdii gibi çkmtr. te, Hz. Sâlih, Hz. Lüt ve Hz. Musa gibi peygamberler, ite onlarn kavimleri ve ite herbiri bal bana birer ibret meheri olan meskenleri..!
Kur'ân'n, geçmie dair verdii haberlerin katiyyet ve doruluu kadar, gelecee aid ihbarât da o ölçüde önemli ve bal bana bir mucizedir. Mesela: senelerce evvel Mekke'nin fethedileceini ve Kâbe'ye emniyet içinde girileceini "Allah dilediinde, güven içinde balarnz tra ederek ve saçlarnz ksaltarak korkmadan Mescid-i Haram’â gireceksiniz" (Fetih suresi/27) ayetiyle haber verdii gibi, slâm'n bütün bâtl sistemlere galebe çalacan da "O, Resûlünü, hidayet ve hak dinle gönderdi ki bütün dinlere galebe çalsn. âhid olarak.Allah yeter" (Fetsh/28) beyanyla ilân etti. Kezâ, o gün Roma'llar karsnda sava galibi görünen Sâsânilerin yenileceini ve ayn zamanda, Bedir gâlibiyetiyle müslümanlarn da sevineceini "Rum yenildi (bölgenize) en yakn bir yerde. Onlar bu malubiyetden sonra (yeniden) galebe çalacaklar. Birkaç yl içinde. Bundan önce de sonra da i Allah'a aiddir. O gün mü'minler de sevinirler." (Rum/2-4) müjdesiyle duyurmudu; vakti gelince Kur'ân'n haber verdii gibi çkt. Bunun gibi, "Ey Resûl, Rabbinden sana indirileni duyur; eer bunu yapmazsan O'nun elçiliini yapmam olursun. Allah seni (insanlardan gelen kötülüklerden) koruyacaktr" (Maide/67) ayetiyle de, en yaknndaki amcasndan, düman millet ve düman devletlere kadar çevresi dümanlklarla sarl olduu halde, hayatn emniyet içinde geçirecei va'dolunmudu ve öyle de oldu.
Deiik ilim dallarnn inkiâfyla, âfâk ve enfüsün yâni insan mâhiyeti ve mekânlarn didik didik edileceini, ilmî bulu ve tesbitlerin, yeni yeni keiflerin insanolunu inanmaya zorlayacan "Biz onlara, ufuklarda ve kendi nefislerinde mucizelerimizi göstereceiz ki, o (Kur'ân ve Kur'ân'n getirdikleri)nin gerçek olduu onlara iyice belli olsun. Rabbinin hereye âhid olmas yetmez mi?" (Fussilet/53)
mucizevî beyanyla ifâde etmiti ki, günümüzde süratle o noktaya doru gidilmektedir. Ayrca, Kur'ân, nazil olduu günden bu yana "Deki: And olsun, eer insanlar ve cinler u Kur'ân'n bir benzerini getirmek için toplansalar, yine O'nun benzerini getiremezler. Birbirlerine arka verseler de." (sra/88) deyip, hasmlarnn damarlarna dokundurduu halde, bir-iki küçük hezeyann dnda, kimsenin ona nazire yapmaya teebbüs etmemesi ve edememesi, onun verdii haberi dorulamakda ve mucize olduunu ilan etmektedir.
Kur'ân- Kerim'in nâzil olduu ilk yllarda, müslümanlar az, zayf, iktidarsz ve gelecee aid hiçbir düünceleri yoktu. Ne bir devlet, ne dünya hakimiyeti ne de yeryüzündeki sistemleri altüst edecek dinamikleri hâvi yeni dinin güç kayna adna hiçbirey bilmiyorlard. Oysa ki, Kur'ân "Allah sizden, inanp iyi iler yapanlara va'deti ki; onlardan öncekilerini nasl hükümrân kldysa, onlar da yeyüzünde hükümran klacak ve kendileri için seçip beendii dinlerini salama balayacak ve korkularnn ardndan da onlar güvene erdirecektir." (Nur/55) ayetiyle onlara, bu yüksek hedefleri gösteriyor ve cihann hakimi olacaklar müjdesini veriyordu. Daha bunlar gibi, müslümanln ve müslümanlarn gelecei, zafer ve hezimetleri, terakkî ve tedennîleriyle alâkal pekçok ayetler varki, hepsini burada zikretmemiz mümkün deil. Kur'ân- Kerim'in gelecekle alâkal verdii haberlerin büyük bir bölümünü, deiik ilim dallarnn varacaklar nihâi hudutlarla ilgili olan ayetler tekil eder. lmî tesbitlerle alâkal, ksa fezlekeler halinde, Kur'ân'n verdii haberler o kadar hârika ve o kadar eriilmezdir ki, onun bu mevzudaki beyanlarn kulak ard etmek mümkün olmayaca gibi, bu mevzudaki beyanlaryla ona beer kelâm demek de mümkün deildir. Yüzlerce âyetin sarâhat, delâlet ve iaret yoluyla ifâde ettikleri harikalara dair pekçok eser yazldndan, bu meselenin tafsilâtn o eserlere havale ederek, misâl tekil edecek birkaç ayetin iaret ve delâlet ettikleri hususlar kaydedip geçeceiz.
1. Kâinatn Yaratl Kâinatn yaratlyla alâkal olarak "nkâr edenler, gökler ve yer bitiik bir durumdayken, onlar birbirinden ayrdmz, sonra da bütün canllar sudan yarattmz görüp düünmüyorlar m? Halâ imân etmeyecekler mi?" (Enbiya/30) ayetinin anlatt yüksek hakikat, teferruatna dair farkl mütalâalar ileri sürülse bile ilk hilkatla alâkal deimeyen en sabit bir prensiptir. Ayette anlatlan, bitiik olma ve ayrlma, ister gazlardan müteekkil kitlenin, nebulolara ayrlmas, ister güne sistemi gibi sistemlere bölünüp ekillenmesi ve manzumelerin ortaya çkmas, isterse bir sehâbiye ve bir dumann bölünüp, parçalanp, zabt-ü rabt altna alnmas eklinde olsun netîce deimez. Âyet, kulland malzeme ve seçtii üslup itibariyle, ilmî aratrmalar için hep bir k kayna olmu, bütün faraziye ve nazariyelerin eskiyip atlmasna karlk o, tazeliini korumu, bugünlere gelmi ulam ve yarnlara hakim olmaya da namzed görünmektedir.
2. Astronomi Kur'ân- Kerim'de astronomiye esas tekil edecek o kadar çok âyet vardr ki, bunlarn biraraya getirilerek teker teker tahlil edilmeleri, cildler ister. Biz bir-iki âyetin iaretiyle iktifâ edeceiz. "Allah o zattr ki, gökleri, görebildiiniz bir direk olmakszn yükseltti; sonra da iradesini (tekvin) arna yöneltti. Artk hepsi belli bir süreyle kaytl olarak akp gitmektedir." (Ra'd/2) Âyet, göklerin yükseltilmesini, genileyip büyümesini…

Search related