Click here to load reader

POSTER BİLDİRİLER POSTER · PDF file Giriş: Tinea kapitis çocuk yaş grubunda sık görülen bir derma-tofit infeksiyonudur.Hastanemiz çocuk acil polikliniğine saçlı deride

  • View
    4

  • Download
    0

Embed Size (px)

Text of POSTER BİLDİRİLER POSTER · PDF file Giriş: Tinea kapitis çocuk yaş grubunda sık...

  • POSTER BİLDİRİLER

    POSTER PRESENTATIONS

  • 50. Türk Pediatri Kongresi

    S14

    P-001

    Saçlı deride lokalize şişlik ile acil polikliniğine başvuran kız hasta: Olgu sunumu Çisem Aksu Limon1, Ayşe Deniz Yücelten2, Burak Tekin2, Neslihan Baranoğlu Him1, Güniz Yaşöz1, Nilüfer Yalındağ Öztürk3, Nilgün Erkek4, Harika Alpay5 1Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, İstanbul, Türkiye 2Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Dermatoloji Anabilim Dalı, İstanbul, Türkiye 3Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Yoğun Bakım Bilim Dalı, İstanbul, Türkiye 4Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Acil Bilim Dalı, İstanbul, Türkiye 5Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi,Çocuk Nefrolojisi Bilim Dalı, İstanbul, Türkiye

    Giriş: Tinea kapitis çocuk yaş grubunda sık görülen bir derma- tofit infeksiyonudur.Hastanemiz çocuk acil polikliniğine saçlı deride bir aydır büyüyen şişlik ile başvuran kız hasta saçlı deri lezyonlarının ayırıcı tanısında inflamatuar tinea kapitise dikkat çekmek amacıyla sunulmuştur.

    Olgu: Üç yaş dört aylık kız hasta Ocak 2014’de Marmara Üniver- sitesi Tıp Fakültesi Çocuk Acil Polikliniği’ne kafasında, saçlı deri üzerinde bir aydır büyümekte olan şişlik yakınması ile başvurdu. Hastanın daha önce topikal ve sistemik antibiyoterapi kullandığı ancak toplu iğne başı boyutundaki lezyonun giderek büyüdüğü öğrenildi. Fizik muayenesinde sol parietotemporal kemik üze- rinde, yaklaşık 5 cm boyutlu, yüzeyden kabarık, eritematöz, yer yer skuam ve pürülan akıntı içeren ağrısız lezyon görüldü. Der- matoloji bölümüne danışılan hastadan alınan deri kazıntı ve saç örneklerinin potasyum hidroksit ile direkt incelemesi sonucu septalı hifler saptandı. Wood ışığı ile değerlendirmede hafif yeşil floresans saptandı ve ayrıca mantar kültürü için örnek gönde- rildi. Klinik ve mikroskopik bulguları ile inflamatuar tipte tinea kapitis (kerion selsi) düşünülen hastaya oral terbinafin (62,5 mg/ gün), tek doz triamsinolon asetonid (1 mg/kg) ve topikal ketoko- nazol krem ve şampuan önerildi, bir ay sonra kontrole çağrıldı.

    Tartışma: Tinea kapitis yeryüzündeki dermatomikozların en yay- gın görülen türüdür. Puberte öncesi dönemde, 12 yaş altında sık izlenen Tinea kapitis prevelansının Türkiye’de ilkokul öğrencileri arasında %0,05-0,3 arasında değiştiği bildirilmektedir. Hastalık sıklığında düşük sosyoekonomik düzey, kötü hijyen koşulları önemli rol oynamakta, geniş aileler ve kalabalık yaşam tarzı in- feksiyon yayılımını kolaylaştırmaktadır. Etken patojenler coğrafi dağılım farklılıkları göstermekle birlikte sıklıkla Trichophyton ve Microsporium türleridir. Konak tercihlerine göre antropofilik, zoofilik ve jeolojik olarak tanımlanan etkenlerden antropofilik

    türler insandan insana direkt temas ya da sporla kontamine ol- muş fomitler vasıtası ile bulaşırlar. Klinik olarak inflamatuar ol- mayan T. Kapitis Superfisyalis, inflamatuar tip T. Kapitis Profun- da (Kerion selsi) ve foliküler krutlar ile seyreden T.Kapitis Favosa tipleri bulunur. Saçlı deri üzerinde etkileri saçta kırılıp, kepek- lenmeden, skatrisyel alopesiye kadar değişebilir. Tanı klinik şüp- he dışında direkt mikroskopik incelemede potasyum hidroksit ile hiflerin görülmesi ve mantar kültüründe etkenin üretilmesi ile konur. Tedavide sistemik antifungaller önerilmektedir. Gri- seofulvin ilk seçenek olmakla birlikte ülkemizde bulunmaması nedeni ile terbinafin kullanılabilir. Tedaviye daha dirençli olması nedeni ile Microsporum enfeksiyonlarında dozunun iki katına çıkılması gerekebilir (6 mg/kg/gün). Itrakonazol ve flukonazol de özellikle Microsporum enfeksiyonlarında kullanılabilecek alternatifler arasındadır. Sistemik antifungal tedaviye ayrıca to- pikal antifungal krem ve şampuanlar eklenmesi önerilmektedir. Tedaviye klinik yanıt alınana kadar ve kültür ve direkt inceleme ile mantar tetkiki negatif olana kadar 4-12 hafta süre ile devam edilmelidir.

    Çıkarımlar: Çocukluk yaş grubunda bulaş riski olan ve hijyen ko- şulları ile yakın ilişkili bulunan Tinea kapitis infeksiyonu halen günlük pratiğimizde olgumuzda olduğu gibi ağır bir klinik ile karşımıza çıkabilmektedir. İnfeksiyonun tedavisini düzenlemek kadar toplumun hijyen konusundaki farkındalığını arttırmak ve indeks vakaları tespit ederek yayılımı engellemek de biz sağlık çalışanlarının görevleri arasındadır.

    Anahtar Kelimeler: Tinea kapitis, inflamatuar

    P-002

    Marmara Üniversitesi Çocuk Acil Polikliniği’nde son bir yılda lomber ponksiyon yapılmış olan hastaların değerlendirilmesi Çisem Aksu Limon1, Neslihan Baranoğlu Him1, Gü- niz Yaşöz1, Nilüfer Yalındağ Öztürk2, Nilgün Erkek3, Harika Alpay4 1Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, İstanbul, Türkiye 2Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Yoğun Bakım Bilim Dalı, İstanbul, Türkiye 3Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Acil Bilim Dalı, İstanbul, Türkiye 4Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Nefrolojisi Bilim Dalı, İstanbul, Türkiye

    Amaç: Bu çalışma ile son bir yıl içerisinde hastanemiz çocuk acil polikliniğinde uygulanmış olan lomber ponskiyonların endikas- yonları ve sonuçları incelenmek istenmiştir.

  • Çocuk Gelinler ve Çocuk Anneler

    S15

    Gereç ve Yöntemler: Eylül 2012-Eylül 2013 yılları arasında hasta- nemiz çocuk acil polikliniğinde lomber ponksiyon yapılmış olan 1 ay-18 yaş arası çocukların verilerinin toplandığı bu çalışma retros- pektif, tanımlayıcı bir çalışmadır. Vakalar hastane işletim sistemi üzerinden bilgisayar kayıtları taranarak çıkartılmıştır. Hastaların klinik özelliklerinin yanı sıra biyokimyasal/mikrobiyolojik labo- ratuar sonuçları ile radyolojik görüntüleme verileri paylaşılmıştır.

    Bulgular: Lomber ponksiyon uygulanmış 121 hastanın yaş orta- laması 50,1 ay iken, hastaların %62’si erkekti. En sık saptanan fi- zik muayene bulgusu %44 hastada ateş iken, vakaların %40’ında herhangi bir muayene bulgusu tespit edilmemişti. Aşılanma hikayesi sadece 2 hastada sorgulanmıştı. En sık konulan kesin tanılar %35 hastada nedeni bilinmeyen ateş, %20 hastada vent- riküloperitonyal (VP) şant infeksiyonu/ disfonksiyonu ve %13 hastada febril konvulsiyon idi. Beyin omurilik sıvısı kültürü tüm hastalardan gönderilmişti ve kültür sonucu üreme tespit edilen 5 hastanın da VP şantı bulunmaktaydı. Antibiyotik kullanımı ise tüm hastalar genelinde %89 olarak tespit edildi.

    Çıkarımlar: Çalışmamızda ateş en sık lomber ponksiyon uygulan- ma endikasyonu olarak gözükmekle birlikte, nedeni bilinmeyen ateş tanısı konulmuş olan hastaların hiçbirinde santral sinir siste- mi infeksiyonu tespit edilmedi. Ülkemizde 6 yıldır uygulanmak- ta olan konjuge pnömokok ve hemofilus influenza tip b aşıları sayesinde bu etkenlere bağlı menenjit vakaları dramatik ölçüde azalmıştır. Ancak yine de günlük pratiğimizde laboratuar tetkikleri ve radyolojik görüntüleme yöntemleri dünya literatüründe kabul görmüş tanı kriterlerine göre çok daha fazla kullanılmaktadır. Aynı paralellikte, anitbiyotik ve hatta antiviral tedavi ajanları da etken tespit edilmeksizin adeta profilaktik olarak başlanmaktadır.

    Anahtar Kelimeler: Lomber ponksiyon, ateş

    P-003

    7 aylık duodenal web olgusu Pınar Özge Avar Aydın1, Fatih Varol2, Didem Gülcü3, Emrah Aydın4, Şenol Emre4, Ayşe Gonca Topuzlu Tekant4, Tufan Kutlu3, Halit Çam2

    1İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, İstanbul, Türkiye 2İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Acil Tıp Bilim Dalı, İstanbul, Türkiye 3İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hasta- lıkları Anabilim Dalı Gastroenteroloji Bilim Dalı, İstanbul, Türkiye 4İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Ana- bilim Dalı, İstanbul, Türkiye

    Giriş: Çocuklarda metabolik alkaloz sıklıkla tekrarlayan kusma veya diüretik kullanımı sonrası ortaya çıkar. Etyoloji idrar klor konsantrasyonuna göre ‘klora yanıtlı’ ve ‘klora dirençli’ olarak iki grupta incelenir. Klora yanıtlı grupta sodyum ve potasyum kaybı

    da vardır, ancak klor kaybı daha fazla olduğundan sıvı kaybını yerine koymak ve alkalozu düzeltmek için klor verilmesi gerekir. Gastrointestinal sistemden (GİS) kayıplar, diüretik uygulaması, klordan fakir beslenme ve kistik fibroz gibi hastalıklar etyolojide akla gelmelidir. Bu yazıda postnatal erken dönemden itibaren tekrarlayan kusma öyküsü olan, hipokloremik hipopotasemik metabolik alkaloz ile prezente olan ve duodenal web saptanan 7 aylık olgu sunulmuştur.

    Olgu: Aralarında akraba evliliği olmayan 30 yaş sağlıklı baba ve 21 yaş sağlıklı G1P1 anneden miadında 3500g olarak doğan er- kek hastanın prenatal ve natal öyküsünde özellik bulunmamak- taydı. Postnatal erken dönemden itibaren beslenme sonrası olan epigastrik şişlik ve sindirilmemiş gıda içeren tekrarlayan kusma nedeniyle dış merkezde inek sütü alerjisi tanısı alan, ancak uy- gun diyete rağmen şikayetleri devam eden 7 aylık hasta acil po- likliniğimize başvurdu. Geçirilmiş akciğer enfek